Haber Plaza

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Haber Plaza Haber Plaza -
63 0
dijital yorgunluk - Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgını ve Çözüm Yolları

Modern Hayatın Getirdiği Sessiz Tehdit: Dijital Yorgunluk Kapıda

Günümüz dünyasında sıkça duyduğumuz ‘çok yorgunum’ serzenişi, artık basit bir bitkinlikten öteye geçerek ciddi bir toplumsal soruna dönüşmüş durumda. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu yoğun yorgunluğun aslında bir teşhis değil, modern yaşamın dayattığı koşulların bir sonucu olduğunu belirtiyor. İnsan biyolojisinin kaldıramayacağı bir hızla ilerleyen çağımızda, bu durumun yaygınlaşması kaçınılmaz hale geldi.

Dijital Dünyanın Gölgesinde Büyüyen Yorgunluk

Teknolojinin baş döndürücü gelişimiyle birlikte, bireyler sürekli bir uyaran bombardımanı altında yaşıyor. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki kusursuz hayatlar ve ‘geride kalma’ endişesi, ruh sağlığımız üzerinde derin izler bırakıyor. Dr. Müge Yaşar, bu durumun ‘dijital tükenmişlik’ veya ‘sosyal medya yorgunluğu’ olarak adlandırılan yeni bir tabloya yol açtığını vurguluyor. Yoğun iş temposu, şehir hayatı ve sürekli dijital uyarana maruz kalmak, beynimizi adeta yüksek alarmda tutuyor. Bu da kronik strese ve vücudun sempatik sinir sisteminin sürekli aktif olmasına neden oluyor. Kortizol ve adrenalin seviyelerindeki artış, bedenimizi sürekli bir ‘savaş ya da kaç’ moduna sokuyor. Bu durum, ‘allostatik yük’ olarak tanımlanan ve bedenin kronik stres karşısında uyum sağlamaya çalışırken yıpranması anlamına geliyor.

Dijital Yorgunluk Belirtileri ve Etkileri

Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan bireylerde kaygı, depresyon ve belirgin yorgunluk belirtilerinin gözlemlendiğini ortaya koyuyor. ‘Sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’ ve ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ gibi kavramlar, artık ruh sağlığı alanında ciddi birer inceleme konusu. FoMO ve sosyal medya bağımlılığının artmasıyla birlikte anksiyete, depresyon, genel bir yorgunluk ve tükenmişlik hissi ile dikkat eksikliği de paralel olarak yükseliş gösteriyor. Bu durum, modern dünyanın temposunun insan biyolojisiyle uyumsuzluğunun somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Çözüm: Yavaşlamak, Durmak ve Dijital Detoks

Dr. Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun beden ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu belirterek, çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta yattığını vurguluyor. Özellikle pandemi sonrası artan ekran süresi, gençlerde ve çalışanlarda uyku bozuklukları, hareketsizlik, anksiyete ve özgüven sorunlarına yol açıyor. Bu nedenle ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ önerileri giderek daha fazla önem kazanıyor. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koyma gibi pratiklerle yorgunluk ve tükenmişlik hissiyle mücadele etmek mümkün. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış etkiler sunuyor.

Etkili Dijital Detoks ve Sınır Koyma Stratejileri

Sınır koyma becerisi, tükenmişlikten korunmanın en önemli araçlarından biri. Başkalarının taleplerine ‘hayır’ diyebilmek, kişisel zamanı ve enerjiyi korumaya yardımcı oluyor. Bu sınırları sadece başkalarına değil, kendi mükemmeliyetçi iç sesimize de uygulamak gerekiyor. Dijital detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak, uyku hormonu olan melatonin salgılanmasına destek oluyor. Belirli saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma halini azaltıyor. Zaman yönetimi ise sadece görevleri listelemekle kalmayıp, enerjinin yüksek olduğu zamanları belirleyerek en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere kaydırmayı içeriyor. Bu sayede bilişsel tükenmenin önüne geçilebilir.

Anı Yaşamak ve Kendine İyi Bakmak

Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın bir diğer önemli yolu ise farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri. Anı yaşama odaklanmak, zihnin geçmiş kaygıları ve gelecek endişeleri arasında gidip gelmesini engelliyor. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive ediyor. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere yönelmek de büyük önem taşıyor. Aile, arkadaşlar ve meslektaşlarla kurulan sosyal bağlar, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biri. Son olarak, kendimize karşı nazik olmak, hatalarımızda veya zorlandığımızda kendimizi yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Haber plaza.com.tr olarak, bu konudaki güncel gelişmeleri ve uzman görüşlerini sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir